LinkedIn'i ilk kullanmaya başladığımda sene 2009'du galiba. Henüz stajyerdim Nexum Boğaziçi' nde o dönemde. Business network konusunu hep dikkate almış bir insan olarak ta o zamandan bazı isimler vardı gıpta ettiğim. 500' ün üzerinde bağlantısı olan isimler. Bu isimler bir çoğumuzun çok yakından tanıdığı sektör isimleriydi. O dönemde LinkedIn bizim için yeni bir sosyal araçtı ve ciddi ve önemli buluyordum orada bulunmayı. LinkedIn öncesinde Xing.com' u kullanmaya başladığımda ise henüz üniversite 2. sınıftaydım. Hiçbir zaman oraya ısınamadım. Şu an ne halde hiçbir fikrim yok. Almanya'daki hocalarım LinkedIn' den ziyade Xing' i kullanıyorlar hala o da ayrı bir konu. Bir bildikleri mi var yoksa?! Onları bir türlü bulamadım LinkedIn'de malum onlardan birer recommendation isteyecektim. Kısmet değilmiş. (:
Daha geçenlerde Uğur Hocamın blogunda LinkedIn'le ilgili yazısını (LinkeIn ve Ben) okudum. Kısacası maddeler halinde LinkedIn' den nasıl bezdiğini anlatıyordu. Şimdi onun maddelerinden birini zamanında yerine getirmediğim için hayıflanmaya başladım.
iş hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iş hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bırakın da yolum açılsın...
Yeni bir insan olmak kolay mıdır acaba? Bir süredir kendimden hoşnut değilim. Ben kendimden hoşnut değilken çevremdekiler ne kadar hoşnutlar acaba? Blogumu sürekli okuyanlar bilirler. Kendime bir "2010 planlar listesi" yapmıştım. Öyleydi de aslına bakarsanız. Herkeslerden farklı bir kimseler vardı hayatımda. Herkesten biri oluverdi insanlar işlerine geldiğini göremeyince birden bire. Geldikleri gibi hızlıca gittiler hayatımdan. Teşekkürler sizden de öğrendik bir türlü öğrenemediğimiz dersimizi. Şubattı ilk tekrarı yaşayışım. Nisandı sayfanın hiç çevrilmediğini fark ettiğimde de.
Yeni bir sayfa diyordum kendime her zaman dediğim gibi. Çaba olmadan yeni bir sayfaya geçilmiyor, öyle isteyip oturarak da olmuyor bu işler. Hayaller kurarak olmuyor yeni sayfalar. Tırmalayarak açılıyor benim hayatımda sayfalar!
Bir süredir sinirliyim, aksiyim, mutsuzum, inancım kalmadı bazı insanlara, onlardan çok kendime. Kızıyorum kendime hep hep hep ve hiç güldürmeyi bilmiyorum kendimi. Herkese kırgınım şu sıralar. O herkesler şimdi "hiç kimse" oldular benim için. Türkçe öyle emrediyor çünkü şimdi kullanacağım cümleye göre. Çünkü "hiç kimse" bana verdiği sözlerini tutmuyor.
Kızıyorum kendime bugünlerde çünkü çok kolay inanıyorum "herkes"e. Kızıyorum onlara beni bu kadar güçsüzleştirebildikleri için. Gözümün içine baka baka yalan söyleyenlere kırgınım bugünlerde. Ne kadar ahmağım ki hâlâ onları düşünüyorum bir yandan da. Ya üzersem diye. Ne zaman farkına varacağım artık kendimi de düşünmem gerektiğini...
Bu yazı bir iç dökme, belki bir ses duyurma çabası. Artık hangi tarafından çekilir bilmiyorum. Hiç olmazsa bir silkeleniş getirir evime, aklıma, kalbime... Kim bilir belki yakında hiçbir şeye üzülmeyecek bir Betül çıkar karşınıza!
Yolum açılsın... Kapıyı aralık bırakın giderken! Bu sefer yolum açılsın...
Betül KARA
00:44
3 Mayıs 10, Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)