Eternal Sunshine of The Spotless Mind

Silmek,şimdiye kadar yaşadığınız en güzel hikayeyi… Herkesin yapmayı ümit ettiği şey bu değil miydi? Hayal kırıklığı ile biten bir ilişkinin ardından. Amerikan sinemasının en başarılı, en çarpıcı belki de en yaratıcı senaryolarından biri Eternal Sunshine Of The Spotless Mind (Sil Baştan). Yalnızca senaryo mu filmi bu sıfatlarla süsleyen diye sorarsanız cevabım hayır olacak tabi ki. Kate Winslet ve Jim Carrey inanılmaz bir çift olarak karşımıza çıkıyor bu filmde. Bu ikiliyi birlikte andığımda size biraz garip gelebileceğini düşünüyorum. Titanic‘ in büyüleyici güzeli Rose ve Budala Dedektifi’n çatlağı Ace birlikteler ve bir aşk filmi.
Aklına her eseni yapan mavi saçlı kız Clementine (Kate Winslet) bir gün Joel' i (Jim Carrey) hiç tanımıyormuş gibi davranır ve bir süredir görüşemediği erkek arkadaşı Joel neler olduğuna tabiki bir anlam veremiyordur. Joel’ in neler olduğunu anlamasıyla birlikte sizde filmde neler olduğunu anlamaya başlıyorsunuz tabi. Filmde Kate Winslet yeşil, kırmızı, mavi saçlı çatlak kız Clementine rolüyle gözünüzde devleşirken, Jim Carrey’ i bu kadar ciddi görmek işin daha da iyisi bunun size hiç garip gelmemesi bir tesadüf olabilir mi? Tabi ki hayır. Bunun anlamı iyi film izliyor olmanızdır sadece.
Benim en fazla dikkatimi çeken noktalardan birisi yönetmenin mavi rengine olan ilgisi. Film zaten direkt Clementine’ nin mavi renkli saçlarıyla başlar ve Joel’ in buhranlı sahnelerinde ışık oyunlarıyla filmin maviliği devam eder gider… Sanmayın ki bunu eksi bir nokta olarak koyuyorum bir yana. Aksine filme ifade etmekte zorlandığım bir tat veriyor.
Tekrardan hikayeye dönmek isterim ki  bazı replikler var dikkatimi çeken; sanki sizin hayatınızdan cımbızla çekilip Sil Baştan’ ın içine atılıvermiş söz öbekleri. Joel’in “Neden sanki bana birazcık ilgi gösteren bütün kadınlara aşık oluyorum” cümlesi ve Clementine’ nin “Küçük çocuklar çok yalnız. Bence kimse onları anlamıyor.” cümlesi bana bunu düşündürmüştü. Tamamıyla insan doğasına ait olan aşkı ve bunun tersi şeklinde yorumlayabileceğim ayrılığı makinelerle yok etmemiz mümkün müdür acaba? Hatta belki de en iyi soru bunu yapmak ister miydik gerçekten? Sonra hiç düşündünüz mü, bazen keşke hiç yaşamasaydım dediğiniz bir ilişkinizde ne kadar acıtsada unutmak istemeyeceğiniz bir anınız yok mudur? Ya da ne yaparsak yapalım doğa bize neyi emrederse onu mu yaşıyorduk şu hayatımızda?

Eternal sunshine of the spotless mind Trailer from Dennis Halbach on Vimeo.
Hani bazen olur ya bir kitap okursunuz ya da bir film izlersiniz zordur ama güzeldir yine de. Nedenini açıklayamadan kimi zaman “Çok seviyorum ya.” dersiniz sadece. İşte “Sil Baştan” benim için tam da tanımladığım gibi bir film. Unutmadan eklemek isterim eğer filmin ikinci bir adı olsaydı “Aşk Aynı Adreste” iyi bir seçim olurdu sanırım. Bir izleyin sonra bana da söyleyin haksız mıyım…
Betül KARA
Kasım '08

Dünya Çevre Günü Aşkı'na!

Doğa Ana, şimdiye kadar seni verdiklerinden mahrum bırakmadı. Peki sen onu mağdur bırakıp gitmeye razı geliyor musun? Çevrende olanların farkına var.



Haydi Doğa Ana' ya elimizi uzatalım. Onu yalnız bırakmayalım. Sadece çevrenize daha dikkatli bakmanız yeterli olacaktır. Bol yağmurlu günlerden sonra güneş dolu günler sizin olsun...
Aman sonra da şikayetçi olmayın neden bu kadar sıcak diye :D

Betül KARA
21:12
8 Haziran 2010, Salı

Bir Zamanlar Çocuktuk

Çocuk olmak ne güzel şeydir! Tekerlemeler öğrenip, dişlerimizi çürütünceye kadar şeker yemek vardı ilgilerimiz arasında. Şimdiki sıkıntıların, dertlerin hiçbiri yoktur o yıllarda. Ödevi yapmadım, öğretmen kızacak ya da en fazla derdimiz ekmek parasının üstünü aşırdığın için iki çift duyacağın azardır.

Nereden çıktı şimdi bu duygusallık, bu duygu seli derseniz eğer; çok sevdiğim Emrah Şatıroğlu'nun çektiği bir videodan geldi aklıma. Sizlerle bu videoyu paylaşmak istiyorum. Videoda çocukluk görüntüleri eşliğinde bize farklı bir mesaj vermeye çalışmış. Çok da güzel olmuş.

Adam Dediğin Benim Gibi Olur


Merhaba!!!

Ben bugün hediye aldım (: Birine hediye almayı çok seviyorum ama almayı da çok seviyorum :D
İşte geçen hafta Elif' imin doğum günü için kitap seçerken Emre' yle ona bu cümleyi kurmuştum. Bebeğim Emre'm bu lafımı unutmamış bana kitap hediye almış bugün.

Şu an yan tarafımda tavla oynarken o ben de size buradan bunu paylaşıyorum. Hediye edilen kitaptan bahsetmek için yazmaya başlamıştım ama yine gevezeliğim tuttu anlattım gitti olayı.

Kitabın adı, " Adam Dediğin Benim Gibi Olur" tam da Emre' yi anlatıyormuş...
Öyle duydum bir yerlerden. (:

Kitabın arkasındaki yazıyı çok beğendim. Bu yazıyı da aslında bunu paylaşmak için yazıyorum. Daha sonra nasıl olduğunu yazacağım size. İşte o arkadaki yazı bu:

" Herkesin kendine göre bir dağı vardı ve herkes kendi dağında yaşar mevsimleri. Senin güneşin yakmaz beni, benim kışımla da sen asla zatürre olmazsın.

Şimdi çık kendi dağına, ayakkabılarını çıkar ve koş. Doludizgin kış! Arkana bile bakma koşarken. Bakma; çünkü arkanda hiç kimse yok! O dağ sadece senin. Ayağını basmadığın hiçbir yer kalmasın. Her yerini ezbere bil bu dağın. Yeni ağaçlar dik dağına. Ağaçlarla yeşile boya.

Gururla dolaş. Adımların hep büyük olsun. Büyük yaşa. Hiçbir zaman korkutmasın ölüm sen ve daima emin ol;
Sen ölmeden kimse gelmeyecek senin dağına. Ölünce gelecekler ve: " Burada koca yürekli bir dağcı yaşardı." diye yazacaklar senin zirvelerine; ama bu senin umurunda bile olmayacak. Sen zaten senelerce koca bir dağcı olduğunu bilerek yaşamıştın."

Arkadaki bu yazı bile insanı heyecanlandırmaya yetiyor. Çok merak ediyorum kitabın içeriğini. İşte insanın hayatındaki bu renkleri çok seviyorum. Zaman gelip hiçbir şey sizi heyecanlandıramaz iken bir kitabın arkasındaki bir iki satır sizi heyecanlandırmaya yetiyor...

Kitabı seller gibi okuyup yalayıp yutup size döneceğim, gençler... Şimdilik kendinize iyi bakın!
Ben Emre ile felsefe yapmaya dönüyorum yeniden!

Betül KARA
22:26
4 HAziran 2010, Cuma

Çal Dağı' nı Çaldırmayalım!

Belirli aralıklarla TEMA Vakfı' ndan mail alırım. Sanırım hiçbir mailing benim için bu kadar önemli olamaz. O sebeple yeni bir kararla bundan böyle TEMA'dan aldığım maillleri ben de sizlerle paylaşacağım.


Genelde böyle tatsız haberlerden ziyade çeşitli yeşillendirme çabalarından bahseden mailler alırken bu sefer böyle bir mail geldi. Çal Dağı birilerine peşkeş çekiliyor. Bazıları belki de diyecek ki bunu yazdın noldu bir şey mi değişecek? Süreç kaldığı yerden devam edecek! İşte dikkat çekmek istediğim konuda biraz bu. Daha bugün İsrail şımarıklığını yaşamamızın ardından İsrail markalarını gösteren bir takım resimler paylaştı birçok insan facebooklarında ya da bloglarında. Ardından aynı sesler yükseldi: " Ben bu markayı alsam ne olur kullanmasam ne olur, diye. Bunları böyle öne süreceğimize tutup da biraz direnç göstersek ne olur? Ya da biraz özen göstersek tepki vermeye.


Biz ne zaman böyle bir halk olduk? Uyuşuk, tembel, şikayetçi ama asla harekete geçmeyen. Ben yayınlıyorum bunu burada kardeşim. Rahatsız olan zaten açmaya tenezzül etmez. Açıp okuyan olursa da bir pisliğini daha görür devlet adamıyız diye geçinen bana kalırsa sadece insan müsvettesi olanların. 


Unutmadan bir de TEMA' ya üye olun. Belki sizin küçük, manasız bir bağış bir çaba ama inanın doğa ana için çok önemli bir katkı yaptığınız en ufak bir yardım. 


Halkımız bir çok şeyi dine bağlayınca daha duyarlı oluyor ya da bir yaptırım hissediyorlar sanırım üstlerinde. RUM Suresi 41.ayette çevre kirliliğine dikkat çekiliyor.Belki şimdi daha fazla önemseyebilirsiniz.


Saygılar


Betül KARA
01:13
1 Haziran 10, Salı