İlkokuldayken okul korosundaydım. Şimdi kutlanılması yavaştan yasaklanmaya başlayan bütün bayramlarımızda marşlarımızı söylerdik.
Biz Atatürk Gençleriyiz
İzmir'in Dağlarında Çiçekler Açar
Mülkiye Marşı
Yemen Türküsü
Gençlik Marşı
Çanakkale Marşı
Hoş Gelişler Ola
ne olacak bu Türkiyenin hali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ne olacak bu Türkiyenin hali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nefretle Lanetlenen Bir Ülke: Türkiye
Hiç bu kadar birbirimizden nefret etmemiştik sanırım. Laik'i dincisinden, dincisi dincisinden, Türk kendinden hiç bu kadar nefret etmemişti.
Birkaç gündür Ziya Öztan' ın yönettiği Turgut Özakman'ın senoryasını yazdığı TRT 1994 yapımı Kurtuluş belgesel filmini izliyordum. Bugün bitirdim. (İzlemek isteyenler için: [1][2][3][4][5][6] bölümler halinde linkledim.) Şu Çılgın Türkler' i okuyanlar bilir. Kahramanlık ve fedekarlıklarla dolu bir anlatım vardır, hikayeler insanın milliyetçi duygularını ayağa kaldırır. Seveni de var sevmeyeni de. Demek istediğim aklını yitimeden okuyan insan az çok fikir edinir o günlerle ilgili. Öyle bir savaş ortamındaki iki düşman ülkenin arasındaki ilişki inanın şu an kendi ülkemizde kendi vatandaşımızın arasında yok.
Ne günler Ya Rabb, ne günler.
Birkaç gündür Ziya Öztan' ın yönettiği Turgut Özakman'ın senoryasını yazdığı TRT 1994 yapımı Kurtuluş belgesel filmini izliyordum. Bugün bitirdim. (İzlemek isteyenler için: [1][2][3][4][5][6] bölümler halinde linkledim.) Şu Çılgın Türkler' i okuyanlar bilir. Kahramanlık ve fedekarlıklarla dolu bir anlatım vardır, hikayeler insanın milliyetçi duygularını ayağa kaldırır. Seveni de var sevmeyeni de. Demek istediğim aklını yitimeden okuyan insan az çok fikir edinir o günlerle ilgili. Öyle bir savaş ortamındaki iki düşman ülkenin arasındaki ilişki inanın şu an kendi ülkemizde kendi vatandaşımızın arasında yok.
Ne günler Ya Rabb, ne günler.
...mesin!
New York sokaklarını kıştan kurtulamayan o havasıyla bırakmıştım Türkiye’ye gitmeden hemen önce. Bugün geldiğimde karşılaştığım aşırı renkli giyinmiş insanlar şehrin olağanca griliğini alamıyor nedense.
Bana insanların arasındaki gizli bir anlaşma gibi geliyor bu rengarenk kıyafetler. Söylenmeyenleri görmezden gelmek gibi…
Uçaklar düşmesin, yalanlar söylenmesin, şehitler ölmesin…
Bana insanların arasındaki gizli bir anlaşma gibi geliyor bu rengarenk kıyafetler. Söylenmeyenleri görmezden gelmek gibi…
Uçaklar düşmesin, yalanlar söylenmesin, şehitler ölmesin…
Korkuyor ve Utanıyorum
13-14 yaşlarındaki kızlarııızın evliliğinin dinsel gerekçelerle toplum nazarında olağanlaştırılmasından,
50-55 yaşlarına gelmiş çocuklarımızın emeklilik için önünde aşılmaz bir dağ gibi duran yıllara dayanamaıip adı konmamış bir köleliğe mahkum edilmesinden,
Türk toplumunun örf adet ve geleneklerinin korunması adı altında oluşturulacak devlet güdümlü ahlak timlerinin sokaktaki kadınlara kılık kıyafet dayatmasından,
Hastalıkların tedavisi için bilimsel yolların terk edilip din adı altında hâlâ hurafelerden medet umulmasından,
Gelir dağılımındaki adaletsizliğin yığınları fakirleştirip, camii avlularında aşevleri adı altında oluşturulacak birimlerin insanları namaz karşılığı bir tas çorbaya muhtaç etmesinden,
Dinsel gerekçelerle coğrafyanın hamiliğine soyunup, maneviyatın kişisel hırslara tahvil edilerek askerlerimizin bir hiç uğruna kurban edilmesinden,
Asgari ücret ve emekli ayliklarinin 30 somun ekmeğe denkleştirilip, fakirliğin cennet belirtisi olduğu inancının kökleşmesinden,
Tarihten süzülüp gelen, bizi biz, yapan, Türk yapan, Anadolulu yapan kök kültürlerimizin batıl inanç, paganizm suçlamalarıyla itibarsızlaştırılarak, çöl kültürüne mahkûm edilip, köksüz yığınlara dönüştürülmesinden,
Hak, adalet, eşitlik, mücadele, şeref ve haysiyetin sadaka, kanaat, şükür, rıza, sadakatle yer değiştirmesinden,
Cennet - cehennem, ödül - ceza sarmalında bunaltılarak, çocuklarımızın akıl ve vicdanlarının dinsel otoritelere teslim ettirilmesinden,
İçinde bulunduğu tüm bu çaresizlikleri kendi iradesiyle yenebileceğini unutup dayanılmaz acılarını dindirmek için maneviyatla süslenmiş binaların mermer eşiklerine yüz sürmesinden,
korkuyorum!
Ve;
Oğullarım ve kızlarımın bu muhtemel perişan geleceklerini görmeme rağmen,
devletin verdiği 50 yaş emekliliğini sus payı, rüşvet gibi kabul edip sustuğum için,
hastane kuyruklarında ve avanta kömürlerin dumanlarında zehirlenip ölmediğim için,
döverler, söverler korkusuyla onların geleceğini savunamadığım için,
kendimden ve insanlığımdan utanıyorum!..
Not: Yazı beni çok etkiledi. Yazardan blogumunda paylaşmak için aldım. Severek kabul etti ama ne yazıkki adını paylaşmak istemedi.
50-55 yaşlarına gelmiş çocuklarımızın emeklilik için önünde aşılmaz bir dağ gibi duran yıllara dayanamaıip adı konmamış bir köleliğe mahkum edilmesinden,
Türk toplumunun örf adet ve geleneklerinin korunması adı altında oluşturulacak devlet güdümlü ahlak timlerinin sokaktaki kadınlara kılık kıyafet dayatmasından,
Hastalıkların tedavisi için bilimsel yolların terk edilip din adı altında hâlâ hurafelerden medet umulmasından,
Gelir dağılımındaki adaletsizliğin yığınları fakirleştirip, camii avlularında aşevleri adı altında oluşturulacak birimlerin insanları namaz karşılığı bir tas çorbaya muhtaç etmesinden,
Dinsel gerekçelerle coğrafyanın hamiliğine soyunup, maneviyatın kişisel hırslara tahvil edilerek askerlerimizin bir hiç uğruna kurban edilmesinden,
Asgari ücret ve emekli ayliklarinin 30 somun ekmeğe denkleştirilip, fakirliğin cennet belirtisi olduğu inancının kökleşmesinden,
Tarihten süzülüp gelen, bizi biz, yapan, Türk yapan, Anadolulu yapan kök kültürlerimizin batıl inanç, paganizm suçlamalarıyla itibarsızlaştırılarak, çöl kültürüne mahkûm edilip, köksüz yığınlara dönüştürülmesinden,
Hak, adalet, eşitlik, mücadele, şeref ve haysiyetin sadaka, kanaat, şükür, rıza, sadakatle yer değiştirmesinden,
Cennet - cehennem, ödül - ceza sarmalında bunaltılarak, çocuklarımızın akıl ve vicdanlarının dinsel otoritelere teslim ettirilmesinden,
İçinde bulunduğu tüm bu çaresizlikleri kendi iradesiyle yenebileceğini unutup dayanılmaz acılarını dindirmek için maneviyatla süslenmiş binaların mermer eşiklerine yüz sürmesinden,
korkuyorum!
Ve;
Oğullarım ve kızlarımın bu muhtemel perişan geleceklerini görmeme rağmen,
devletin verdiği 50 yaş emekliliğini sus payı, rüşvet gibi kabul edip sustuğum için,
hastane kuyruklarında ve avanta kömürlerin dumanlarında zehirlenip ölmediğim için,
döverler, söverler korkusuyla onların geleceğini savunamadığım için,
kendimden ve insanlığımdan utanıyorum!..
Not: Yazı beni çok etkiledi. Yazardan blogumunda paylaşmak için aldım. Severek kabul etti ama ne yazıkki adını paylaşmak istemedi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



