Dinlerken yazıyorum bu satırları. Derken baştan uyarayım bu arada bu bir yeni yıl yazısıdır. Nedense yılın son gününe gelince bir yazı patlatmayı severim bu bakir bloguma.
Kendisiyle pek ilgiliyim aslında şu son 3 gündür desem. Ben zaten uzun zamandır hem görünümü hem de içeriği üzerine oynamak istiyorum. O kadar tembelim ki bu oyun alanımda bile elim kalkamıyor nedense. Derken bir yılbaşı silkinmesi tadıyla yeniden üstünde değişiklikler yapmaya başladık. Böyle bir iki değişiklik gelir bir de üstüne aylardan Aralık günlerden 31 denk düşünce durur muyum hiç hemen bir yeni yıl yazısı patlatırım. (Daha öncekilere göz atmak isteyenler için [2010], [2011], [2012])
yeni yıl yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeni yıl yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Merhaba Dünya Vol.4
Ben her sene bir veda yazısı yazdım. O seneler ne yaşadığımı yazdım gelecek yıldan neler beklediğimi. Bu yazıları yazmak pek keyifli oldu hep. Bu seneyse öyle tembelim ki blogum konusunda kolumu kaldıramadım nedense :( Üstüne üstlük her sene "daha fazla yazacağım bu sene" sözleri vererek. Bu sene geçen senden de az yazmışım iyi mi?
Niye böyle oldu dersek sanırım sorunun cevabını blog trendinin farklı bir tarafa kayması şeklinde verebilrim (bknz: içeriksiz photobloglar, videobloglar) Ya da blogculuğu çook önceleri keşfetmiş bir insan olduğuma da bağlayabilirim. Hatırlıyorum da sene 2005, dönemlerden ise Sonbahar! İstanbul'a üniversite için yeni gelmişim. O zaman daha Facebook Türkiye'de yok. Twitter ise ortada bile yok. Messenger'ın Space adını verdiği bir ürünü vardı bilmem hatırlar mısınız? Space ile kendi alanınızı bir nevi kişisel websitesi gibi yaratabiliyordunuz. Blog alanı, fotoğraf yükleyebileceğiniz bir alan, kişisel radyonuzu oluşturabileceğiniz ayrı bir alan... Bu space blogundaki yazılarım ilk yazılarımdı. Üniversite hayatımdan, hocalardan İstanbul'dan bahsediyordum. Aslında taa o zamana dayanıyordu bu bloggerlık hikayem. Sonra msn kullanmaz oldum. Blogger'ı keşfettim sene 2008 olunca. Space' im de hayalet şehir görünümünü aldı. Hatta 2011 içinde servisi tamamıyla kapatıp Wordpress' e aktardılar oradaki tüm içerikleri.
Ben hep kişisel blog yazdım. Ama yeri geldi dayanamadım siyaset yazdım, yeri geldi pazarlama yazdım o ayrı...Tabiki ikinci sebebim birincisinin yanında biraz zayıf kalıyor aslına bakacak olursanız. Çünkü yazı yazmak insanda bir nevi hastalık gibi bir şey çoğu kez. Ben de o hastalardanım. Bu blogumla birlikte bilen bilir toplamda 3 blogum var. Diğerleri biraz atıl kalıyor ne yazıkki. Önceliğim hep bu taraf oldu şimdiye kadar.Kendimi en rahat hissettiğim alan burası oldu çünkü hep. Burda hiç zorlama yazmadım hiç kasmadım. Hep olduğum gibi oldum. Markalar hediyeler yolladı yazmadım. Bana yazacak keyif vereni yazdım. Hediye göndermeyene de niye göndermiyor demedim. Onları da anladım içten içe hep :D
Şimdilerde bu ilk göz ağrımın başı ağrıyor. Pabucunu dama attım da azıcık. Yeni bir projem oldu 2011 sonunda. Kasım 13'ten beri yayında. Yeni bir heyecan verdi. Şimdiye kadar amatör ruhla ama profesyonelce yapmaya çalıştığım yazma işini iş haline sokmaya karar verdim. Hani nedir neden bahsediyorsan derseniz eğer şuradan bakabilirsiniz ne olduğuna. İsterseniz şuradan Twitter'da takip ederseniz, isterseniz de şuradan da Facebook sayfasını like ediverirsiniz. :D
Şimdi bahsedince neden buraya yazmadığımı, neden daha önceleri deli gibi yazdığımı garip oldum bir. Kızdım kendime bu blogu bu kadar yalnız bıraktım diye. Bu sefer söz vermiyorum dürüst olmak için bloguma kendime ve hepi topu 120 küsür izleyicime yalan olmasın diye. Ama diyorum daha fazla yazmak istiyorum. Fazlaca...
Niye böyle oldu dersek sanırım sorunun cevabını blog trendinin farklı bir tarafa kayması şeklinde verebilrim (bknz: içeriksiz photobloglar, videobloglar) Ya da blogculuğu çook önceleri keşfetmiş bir insan olduğuma da bağlayabilirim. Hatırlıyorum da sene 2005, dönemlerden ise Sonbahar! İstanbul'a üniversite için yeni gelmişim. O zaman daha Facebook Türkiye'de yok. Twitter ise ortada bile yok. Messenger'ın Space adını verdiği bir ürünü vardı bilmem hatırlar mısınız? Space ile kendi alanınızı bir nevi kişisel websitesi gibi yaratabiliyordunuz. Blog alanı, fotoğraf yükleyebileceğiniz bir alan, kişisel radyonuzu oluşturabileceğiniz ayrı bir alan... Bu space blogundaki yazılarım ilk yazılarımdı. Üniversite hayatımdan, hocalardan İstanbul'dan bahsediyordum. Aslında taa o zamana dayanıyordu bu bloggerlık hikayem. Sonra msn kullanmaz oldum. Blogger'ı keşfettim sene 2008 olunca. Space' im de hayalet şehir görünümünü aldı. Hatta 2011 içinde servisi tamamıyla kapatıp Wordpress' e aktardılar oradaki tüm içerikleri.
Ben hep kişisel blog yazdım. Ama yeri geldi dayanamadım siyaset yazdım, yeri geldi pazarlama yazdım o ayrı...Tabiki ikinci sebebim birincisinin yanında biraz zayıf kalıyor aslına bakacak olursanız. Çünkü yazı yazmak insanda bir nevi hastalık gibi bir şey çoğu kez. Ben de o hastalardanım. Bu blogumla birlikte bilen bilir toplamda 3 blogum var. Diğerleri biraz atıl kalıyor ne yazıkki. Önceliğim hep bu taraf oldu şimdiye kadar.Kendimi en rahat hissettiğim alan burası oldu çünkü hep. Burda hiç zorlama yazmadım hiç kasmadım. Hep olduğum gibi oldum. Markalar hediyeler yolladı yazmadım. Bana yazacak keyif vereni yazdım. Hediye göndermeyene de niye göndermiyor demedim. Onları da anladım içten içe hep :D
Şimdilerde bu ilk göz ağrımın başı ağrıyor. Pabucunu dama attım da azıcık. Yeni bir projem oldu 2011 sonunda. Kasım 13'ten beri yayında. Yeni bir heyecan verdi. Şimdiye kadar amatör ruhla ama profesyonelce yapmaya çalıştığım yazma işini iş haline sokmaya karar verdim. Hani nedir neden bahsediyorsan derseniz eğer şuradan bakabilirsiniz ne olduğuna. İsterseniz şuradan Twitter'da takip ederseniz, isterseniz de şuradan da Facebook sayfasını like ediverirsiniz. :D
Şimdi bahsedince neden buraya yazmadığımı, neden daha önceleri deli gibi yazdığımı garip oldum bir. Kızdım kendime bu blogu bu kadar yalnız bıraktım diye. Bu sefer söz vermiyorum dürüst olmak için bloguma kendime ve hepi topu 120 küsür izleyicime yalan olmasın diye. Ama diyorum daha fazla yazmak istiyorum. Fazlaca...
2010 Can Çekişirken!
Bir yılın daha sonuna geldik. Bu cümle pek klişe olsa da yazmak istiyorum.2010'da hayatımda süpersonik değişiklikler olmadı açıkçası ama kendimi daha farklı hissediyorum nedense.Türlü değişiklikler olmadı değil tabi ama geçen seneye nazaran daha az devrim oldu hayatımda.
- Çalışma hayatımın birinci yılını doldurdum.
- İş değişimi yaptım. Okulum Evimizinherşeyi'nden(şimdiki Evmanya) Ontarget'a geçiş yaptım.
- Sanırım bu şekilde y kuşağı olduğumu da ispatladım. (yeni bir tespitim var. İş yaşamında gösterdiğim özelliklere göre x,6 kuşağı olduğuma inanıyorum, gülmeyin bence öyleyim :)
- Evimizinherşeyi Ocak ayı itibariyle yaptığı görüşmeler sonucunda yatırım aldı.
- Ekip büyüdü. Çok şey öğrendim bu süreçte. Azıcık benim de payım olduğunu bilmek süper bir duygu.
- Yurt dışından ilk iş teklifleri alındı.
- İş açısından başarılı denilebilecek bir yıl geride kaldı.
- Aynı yaşta olduğum kuzenim evlendi, evlilik müessesesi bir kez daha sempatimi topladı.
- Ablam evlilik kararı aldı.
- Eski ev arkadaşımı evlendirdim.
- Yenisini evlendirmek üzereyim.
- Son erkek arkadaşımdan sevgililer gününde ayrıldım.
- Yenisini bulamadım. :D
- Yeni arkadaşlıklar, yeni dostlar bulundu.
- Hastalık haneme az uğradı.
- Kilolar verildi, şu an geri alındı hepsi(malumunuz kış mevsimi)
- Nuri Alçoyla dans edildi.
- Eskişehir ve Bursa'ya ilk kez gidildi.
- Rakının nasıl içilmemesi gerektiği öğrenildi.
- Şarabın tadına varıldı.
- Hepsinden öte az ağlandı ama çok gülündü...

2010'da bir ibretlik listem vardı. O liste'de iki cross bulunuyor.
Tütün mamulleri, alkol... Neyseki alkolü check haline sokabildim. Yaşasın kırmızı şarap.
2011'den istediğim en önemli şey daha fazla başarı, sağlık tabi bir de.
Diğer tüm şeyler için Ne desem yalan Olur (:
Şu an mutluyum. Önceki yıl sonlarıma göre çok daha fazla büyüdüğümü hissediyorum...
Nice büyümelere, herkese iyi seneler...
Not:Bloguma giriş yaptığınızda sağda çok hoş bir noel anne göreceksiniz. Bu da benim sürprizim olsun.
Haydi o zaman şarkı söylemeye devam!
Betül KARA
12:01, Cuma
31 Aralık 10
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




