istanbul sokaklarında neler oluyor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul sokaklarında neler oluyor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bir Kuple Tiyatro - Ne Münasebet

Uzun zamandır izlediğim en iyi oyunu izledim bu akşam. Ha uzun zamandır tiyatro da izleyemiyordum onun yerine yakınıp duruyordum o da ayrı. Bu hafta şeytanın bacağını kırmaya baya niyetliydim. Zira çok iyi bir seçimle bu bacağı kırdığıma inanıyorum (:

E.S.E.K. (Espri Standartları Enstitüsü Kurumu) J.R. adlı bir grubun oyununu izledim Emre ile. "Ne Münasebet" adındaki oyunda "İlişkiler hakkında bir takım çelişkiler" söylemiyle daha çok kadın erkek arasındaki ilişleri esprili ve güncel bir şekilde ele almışlardı.

Oyunu ilk Biletix' de keşfettim açıkçası. Konu, Emre ile hemen ilgimizi çekti. Ardından hemen biletimizi ayırttım ben de. Bu akşam oyun için salonun dışında beklerken fark ettik ki gelen kişilerin çoğu oyuncuların arkadaşı, öyle olunca da daha amatör, öğrenci işi diye tabir edilebilecek bir oyun izleyeceğimizi düşünmüştük. (Kabul ediyorum benim biraz hadsizliğim var. Bilet alıyorsun insan araştırıp bakmaz mı ne izleyeceğim diye, değil mi? Ama o kadar yoğun ki iş bilet aldığıma şükrediyorum.) Oysa sahnede o kadar göz doldurucu bir performans ile karşılaştık ki. Tabi ilk oyunda bazı oturmayan noktalar vs. vardı ama sahne aşkı işte illaki heyecanlanıyordur insan.

Bizim oyunda en sevdiğimiz noktalardan bir tanesi de güncel noktalardır. Uçan Selim reklam filmine hemen bir gönderme yapılmış vee hiç beklemediğimiz anda canlı canlı bir uçan Selim izledik özellikle bu çok iyi düşünülmüş ve tam da güncelken "cuk" oturmuş oyuna. Bunun dışında oyunda doğaçlama yapılırken ya da seyirciyi de oyunun içine dahil etme noktaları Çok Güzel Hareketlerdeki gibi abartılmadan, işi amacından saptırtmadan öyle tatlı verildi ki en çok da bu tavırlarını sevdim. Araştırdığım kadarıyla oyuncuların bir çoğu da MSM' de filan eğitim almışlar.

Nerede oynanıyor dersen eğer, Afife Jale Ortaköy Sahnesinde izledim ben. Ancak anladığım kadarıyla farklı sahnelerde oyunlarını sergiliyorlar. Bu arada oyun saat 21:00' de başladı. 23:30 civarı bitti. 2,5 saat boyunca inanılmaz bir performans, hiç düşmeden hiç dikkati dağıtmadan kahkaha dolu, keyifli bir oyun izledim. Ücreti inanılmaz uygun öğrenci 10 TL tam 20 TL. Böyle tiyatro gruplarına destek olmak istiyorsanız, tiyatroları yaşatalım, YAŞASIN bağımsız tiyatro grupları diyorsanız E.S.E.K. J.R.' ı mutlaka izleyin. Hepsi gencecik muhteşem insanlar tahminimce :D Kendileriyle tanışmayı pek isterdim ama oyun malum biraz geç bitince hemencecik ayrıldık.

Bugün size bu oyunu anlatmayı istedim. Çünkü hem ben çok keyif aldım sizin de alabileceğinizi düşünüyorum hem de böyle genç bir ekibi blogumda yazarak az da olsa onlara bir katkım olsun istiyorum. Ne yazıkki oyunla ilgili fotoğrafa ulaşamadım ama Facebook sayfalarına ulaştım. Buradan detaylara ulaşabilirsiniz diye düşünüyorum.

Not: Oyunculardan birinden aldığım bilgiye göre benim yukarı bahsettiğim gibi gelenlerin çoğu arkadaşları değilmiş. Muhtemelen kendilerine küçük bir takipçi kitlesi yapmışlar şimdiden :D

İyi geceler herkese...

Betül KARA

01:00
17 Şubat 2011, Perşembe

Saturday Nights Fever

Cumadansa cumartesi gecelerini yeğler oldum. Cuma günleri okul yıllarımdan beri hep favorim olmuştur. İşe başlamamla birlikte bu konuda bir değişikliğe gittiğimi fark ettim. Cumartesi günlerinin ayrı bir tadı olduğuna inanmaya başladım galiba.

Haftanın tüm yorgunluğunun atıldığı uzun bir uyku ile başlayan gün akıl edip de bir brunch ayarladıysam eğer muhteşem bir kahvaltının ardından acaba bu akşam neler yapsam düşüncesiyle devam ediyor genellikle. Hele ki son zamanlarda tanıştığım hayatımı doldurduğuna inandığım arkadaşlarımla geçireceksem daha da keyiflenebiliyor. Eliflerde sabahladıysam Elif' in hazırladığı güzel kahvaltıyla beraber Uğur'un Family Guy' ın en son bölümünü ayarlaması keyfime keyif katıyor. Muhtemelen kahvaltıdan sonra da Emre ile güzel bir İstiklal öğleden sonrası geçiriyorum. Sen de Cihangir ben diyeyim Tünel... Emre'yle her hafta en az 2 gün geçiriyorum son 3 yıldır. Bazen kendime de soruyorum bu soruyu nereden buluyoruz o kadar çok konuşacak şeyi acaba? İşte bu tipik cumartesi artık vazgeçemediğim alışkanlığım oldu.

Bu cumartesi ise cumadan üşüttüğüm için benim için bir kabus olacaktı neredeyse. Hafta içinden Tomtom' daki sokak partisi için bazı arkadaşlarımla sözleşmiştim. Eve geldiğimde inanılmaz bir kırgınlık ve baş ağrısı beni yatağa soktu. Saate baktığımda akşamın sekizi olduğunu gördüm. Arkadaşlarım ısrar etmeselerdi yatağa kendimi mahkum edecektim ve muhtemelen bu kadar çabuk ayağa kalkamayacaktım. Evde Eda da yoktu bu hasta halimle bana bakacak kimsem de olmadığından :( biraz giyinip süslenip iyi hissediyorum kandırmasıyla attım kendimi sokağa... Asmalı' ya ulaştığımda Allahım ben bir manyağım nereden de kalktım yataktan diye düşünürken, muhteşem geçen cumartesi gecesinin yeni yüzleri ile tanışıyordum. Karşımda 6 kişi duruyor ve ben içlerinden yalnızca birini tanıyorum ve hastayım :D Neyse ki bir toprak çıktı yine. Seviyorum memleketim insanlarını. Adanalı her yerde karşıma çıkıyor. Dün de beni yalnız bırakmadı Adanalıyık kültürü (:
Önce Otto ardından küçük bir Faces ve nihayet İndigoooo... Tomtom'a beni davet eden Mfyz' nin de aramıza katılmasıyla gecemize devam ettik. Neyse ki beni dans için zorladılar. Gariptir dans ettikçe kırgınlığım atıldı bir baş ağrım kaldı o da nazar boncuğum olsa gerek (:

Evden çıkarken kendimi kandırıyorum diye düşünürken aslında fikrim işe yaramıştı. Yatağa bağlı kalsaydım iyice hasta psikolojisine girip kendimi daha da hasta hissedecektim. Aksini yaptım ve hastalığımdan eser kalmamıştı bu sabah kalktığımda... Eski neşem, rahatım, gevezeliğim olağanca bütünlüğüyle olduğu yerdeydi... Hem hastalıktan kurtuldum hem de çok tatlı insanlarla tanıştım. Hastalığı yenmenin üstüne Fenerbahçe Baraka'da sıcak ama keyifli bir kahvaltı sonrası kahvesi ardından evde film keyfi (Ay lav yu filmini izledik. Filmi bilare yazacağım.) Bitmedi üstüne Çamlıcada uzunca bir okey faslı... Sonuç Sibel ile muzaffer bir oyun oynadık.

Uzunca bir süredir ileti olarak kullandığım bir şey vardı. " One Saturday Night ". Bunu ilk kullandığımda çok daha farklı bir şey için kullanıyordum. Şimdi fark ediyorum da cumartesileri inanılmaz keyifli şeyler yaşıyorum.

Yine uzunca yazdım ama o kadar keyiflendim ki sizinle paylaşmak istedim. Hem hasta olanınız varsa benim yaptığı yapın. Göreceksiniz iyileşeceksiniz hem de farkında olmadan (:

Cumartesi...Hele ki aylardan yazsa; nefis bir şarap içmiş gibi kekremsi, baş döndürücü olabiliyor kimi zaman...O zaman hadi bunu dinleyelim...


U2, The Corrs - Summer Wine (Video)
Yükleyen wayat. - Yüksek çözünürlüklü video keyfini yaÅ�ayın!

23:24

25 Temmuz 2010, Pazar

21 Şubat'a Kadar!



Önce bir heves kalktım şu Binbirdirek Sarnıcı'ndaki kahve festivalin gittim. Ne yalan söyleyeyim umduğumu bulamadım pek. Ben Almanya'da gördüğüm ve çok sevdiğim krismıs zamanı kurulan o pazarlar gibi bişi bekliyordum oysaki. Böyle insanların arkadaşlarıyla gelip açık havada kurulan o nefis sıcak şaraplardan içtiği çadırları olan ya da yedikleri o iğrenç "Würst" barbekü başlarındaki sohbetlerin edildiği bir alan beklerken ben; efenim, karşıma bambaşka bir şey çıktı. Hani adı festival ya, o bakımdan yani. Oysa bildiğiniz "Kahve Fuarı" tadında kahve makinesi satıcılarının, çeşitli kahve firmalarının kurmuş olduğu küçük standcıklardan oluşan, sizin de stand stand dolaşıp kahve içtiğiniz bir organizasyon olmuş. Kanaatimce pek bi' festival yanı yoktu doğrusu.


Tabi şunu anlatmadan geçemeyeceğim. Bir kaç hanım kızımız peçeli ama göbekleri açık olan cinsten _dansçılar demek istediğim_ daha çok gözlere hitap eden bir dans şov yaptılar. Ana kraliçe olarak da Tanyeli ablamız (keşke şu paylaştığım fotoğraftaki fizikte olsa yine eski günlerdeki gibi) oradaydı. Haydi dedim kendi kendime madem bir celebrity çıkmış dans ediyor izleyelim; lâkin o "salla gitsin" adlı başyapıtı söylemeye başlayınca o güzelim tarihî mekanı terk etmek durumunda kaldım.