Brooklyn'de bir Köfte Ziyafeti

Sadi Tekin'i bilen bilir. Kendisi tam bir köfte fanatiği. Üstelik çok da güzel yapıyormuş. Dünkü köfte partisi vesilesiyle öğrenmiş bulundum.

Dün, Willimburg civarlarında Fada'daydık. Aslında Fransız restaurantı olan sahipleri çok güzel bir iş çıkarmış. Ben birden fazla farklı bölmesi olan cafeleri restaurantları oldum olası çok sevmişimdir. Fada 'da aynen bu şekilde. Bir bar, bir bahçe alanı, bir koridorumsu ama masaların olduğu geçiş alanı ve bir de daha genişçe olan yine barı olan ana restaurant kısmı.



Fransız restaurantında Türk köftesi ne alaka diyenlere cevabımız mekanın sahiplerinin Türk olması olacak tabiki. Dahası dünkü lezzetli köfte partisinin 2. kez düzenlenmesi. Sadi' nin ne kadar başarılı köfte yaptığına dün bizzat şahit olduk.

Gezi'ye Bir Destek de New York' tan!

Burada bilgisayar başında oturup orada hiçbir şey yapamamak beni çıldırtıyor.

Elimden bu geldi.Umarım orada bulunan sizlere birazcık olsun moral olur. Yalnız değilsiniz. Ne kadar uzakta olsak da aklımız sizlerle.

Kısık sesinizden bir çığlık oluşuyor, emin olun buna.

Hepinize teşekkür ederim.


 

Gecenin Şarkısı - Eksik Bir Şey mi Var?

Genenin Şarkısını uzun zamandır yazmıyordum. Bu gecenin şarkısı, Yalan Dünya dizisinin çatlak Eylem'i, fenomeni Vasfiye Teyzesi olan Gonca Vuslateri ve Beyazıt Öztürk'ten. Aslında Ezgi'nin Günlüğü'nden bildiğiniz Eksik Bir Şey mi Var?


En Yumuşak Türk Sanat Müziği Şarkıları

Merhabalar,

Bugün aklıma Türk Musikisinden en zarif bulduğum parçaları sizinle paylaşmak geldi. Beni tanıyanlar bilirki tam bir Türk Sanat Müziği aşığım. Dinlemekle kalmayıp bilmediğim şarkılar öğrenip onları söylemeye de çalışırım. Kulaktan tabiki. Ne yazıkki yok bir eğitimim. Konuya dönecek olursak zarif olmayan Türk Sanat Müziği var mı diyebilirsiniz. Tabiki öyle düşünmüyorum. Zariften kastım burada aslında şarkının yumuşak bir sese ve müziğe sahip olması, dinleyince efkardan ziyade huzurla dolmanızı sağlaması diyebilirim.

İşte benim zarif şarkılarım;

1- Mazi Kalbimde Bir Yaradır: Bu şarkının aslında bu versiyonunu çok seviyorum ben. Cumhuriyetimizin 75. yılı için yapılan konserde kayda alınmış. Batı ve Türk enstrümanlarıyla ne kadar güzel bir kompozisyon çıkarmışlar. Şarkı, Dilek Türkan Aktaşoğlu' na aşık olma sebeplerimden. Şarkının önemli bir yanı da var ki müzik tarihimizin ilk tangosu olması. Necdet Rüştü Efe Tara'nın yazdığı, Necip Celal Andel'in 1928 yılında bestelediği şarkı ilk defa 1932 yılında Seyyan Hanım tarafından seslendiriliyor. Aynı adla bir de dizi filmimiz oldu TRT-1'de yayınlanan. Şarkıcı çocuk Özgür'le Ezel'den bildiğimiz Sedef Avcı başrollerdeydi. Fena değildi aslında ama nedense diziyi erken bitirdiler.

Çanakkale İçinde Vurdular Beni

Muhteşem bir klip olmuş gerçekten.

Tıpkı Doğa İçin Çal' a hayran olduğum gibi buna da hayran oldum. Emeği geçen tüm müzisyenlere ve sanatçılara binlerce kez teşekkür etmek lazım bu işi tamamıyla hiçbir çıkar amacı gütmeden, yardım beklemeden, ilgi çekmeye çalışmadan, kendi imkanlarıyla yaptıkları için.

Yalnızca naçizane küçücük bir yorumum olacaktı. 3. dk dan sonra araya güzel bir takım sololar giriyor biraz jazz tadı veren, rock n roll tadı olan. Jazza ilgi duyan ve severek dinleyen biri olarak keşke bu tarz anlamı çok ağır olan bir türkü yavaş ritimleriyle kalsaymış diyorum. Normalde bu tarz güzel işlerde çıkıntılık yapan insanları hiç sevmem. Hatta bu yaptıklarını çok da bilinçli buluyorum açıkçası. Ve kötü niyetle yapıldığına inanıyorum. Ben de yorumumla çıkıntılık yapmış durumdayım farkındayım ancak kötü niyetle değil bu yorum sadece kendi düşüncemi paylaşma çabası. Ama ne bileyim türkünün sözlerindeki ağırlıklarla birlikte gülümseyerek söylenmesi bahsettiğim kısımda büyük bir tezatlık getiriyor.

Siz yine de benim yorumuma kulak asmayın ve bu güzel çalımayı olabildiğince paylaşın. Dinleyin, dinlettirin. Ben sadece kendimce hem bu güzel çalışmayı daha fazla insana ulaştırma amacıyla paylaşıyorum hem de dediğim gibi düşüncemi paylaşıyorum.