Bunu 4 senedir Amerika'da yasayan bir insan olarak yaziyorum.
"Gitmek cozum mudur?" ben bilmiyorum. Ben buraya ulkeden kacma fikriyle gelmemistim. Sevdigim adamin pesinden geldim, isin dogrusu bu. Burada yasamak rahat, sokakta laf atanim yok.Ha laf atan da kendi cinsel organindan ya benimkinden bahsederek atmiyor. En fazla "God bless you ile you're so beautiful" diyen duydum. Mini etek giydim diye kiyamet alametlerinden birini yasamis gibi davranan yok tabi. İnsanlar yardimsever, is dunyasi daha arkadasca, dedikodular, arkadan is cevirmeler yasamadim henuz. Hakkaniyet denilen seye onem var, torpil az. (Istisnalar var tabi) Kendi firsatini kendin yaratiyorsun. Her seyin bi kurali, uslubu var. Onu uygulayarak yasarsan rahatsin. Sonra Kimse Turkum diye 3. Dunya ulkesi vatandasi muamelesi yapmadi daha. Genelde İstanbuldan hayranlikla bahsedenler, yemeklerimize tezahurat yapanlar, modern ve daha cagdas (!) bir musluman ulke oldugumuzu dusundukleri icin ilgiyle soru soranlar oluyor.
Gel gelelim ki, burda da canimi cok sıkan seyler olmuyor desem yalan olur. Bu ulkeye en basinda zorla getirilmis olmalarina ragmen hala polis tarafindan etkisiz hale getirilirken astim krizinden dolayi bogularak olen, kirmizi isiktan gectigi icin nezarete atilan ve sonrasinda nezarette garip bir sekilde intihar edilmis olarak bulunan, sinifindan tekme tokat zorla polis tarafindan atilan daha 16 sinda siyahî insanlar gordukten sonra insanliktan toptan tiksiniyorum. Ha bu insanlarin tutum ve davranislari neydi tartisilir ama asla sonucu ölüm olmamaliydi. Tartisilamazdir, nokta. Bir gun bir ayrimcilikla kasilasmayacagim ya da karsilasacagim manasina gelmiyor bunlar. Dunyanin neresinde olursam olayim bunun boyle olacagina inanarak soyluyorum bunu. Cunku kendi topragimda degilimki. (ha Turkiyede kendi polisi tarafindan gozu cikarilan canindan olan yok mu? Lanet olsun ki evet var!) Ha tabi artik kendi topraginda oraya ait hissedememek var ki sanirim baska bir ulkede dislanmak daha az koymali insana. Nitekim artik benim ulkemde oruc tutmadigi icin, ortunmus bir sekilde giyinmedigi icin (burasi arttirabilir) o ulkenin vatandasi degiliz muamelesi gormeye basladik, daha da elim. En azindan Amerikada biliyorsunuz ki hakkinizi arayacagiz mahkemeler var. Sesinizi duyan bir kamuoyu. Hukemetlere de bir cumhuriyetci gecer, bir demokrat. Sabirlar zorlanmaz. İki tarafta belirli araliklarla memnun edilir.
Neye kiziyorum biliyor musun? Benim ulkemin vatandasi neden keyfi icin degil de canindan, malindan en onemlisi ozgurlugunun geleceginden korktugu icin gitmek zorunda hissediyor kendini? Neden bir İngiliz, Alman ya da Kanadali kacmak fikriyle degil de keyfi icin baska bir diyarda yasayabiliyorken biz neden kacma fikrine dayatiliyoruz? Hala bilmiyorum gitmek cozum mu? Bitirecek mi yurek yanginlarimizi?
Bu profilimi ara ara kapatirim, sirf canimi sıkan Türkiye haberleri duymamak icin. Bencilce, duygusuzca diyen olabilir. Ama Beni bilen bilir ki hicbir zaman kayitsiz kalamadim siyasi olaylara ulkemdeki. Daha uni satjimi yaparken benim departmandakiler sen cok sivrisin dikkat et derlerdi. Bir patronum cok konusma siyaset korkuyorum bak biri bir sey yapabilir demisti bir keresinde. Bunlar sene 2009 da oluyor. Ben siyaset konusurken universitede beni sıkıcı bulan arkadaşlarim var ki endise duymaya son 2 senede basladilar. Hic istemezdim onlarin "bir gun bir seyler degisecektir illaki " duygularinin degismesini aslinda. Keske ben kalsaydim bi tek sıkıcı siyaset konusan da bugun bu durumda olmasaydi bu millet. ( gecen sene kisa istanbul ziyaretimde gordum ki taksicisi, komsusu, caycisi, arkadasi, eski patronu herkes her yerde surekli siyaset konusuyor)
Fb taki arkadaslarimin yarisi gitmek diyor. Gitmekle bitmiyor ne yazikki. Akliniz, kalbiniz bir yaniniz hep cocuklugunuzun gectigi, okulunuza gittiginiz, ilk askinizi, ilk kaziginizi yediginiz o topraklarda kaliyor hep. Bir maden gocuyor, bir sehit haberi geliyor, bir bomba patliyor bir yerde, Ataya saygisizlik eden bir insan musvedtesinin densizlik haberi, bir kadin cinayeti ruhunuzu alip koyuveriyor kilometrelerce otedeki 3 tarafi denizlerle cevreli o cennet (!) vatana. Agabeyim, ablam, annem, babam iyiler mi? Ya lisedeki en yakin arkadasima bir sey olduysa o Ankarada yasiyordu?, Universitedeki en sevdiginiz hocaniz onun yakindan tanidiginiz ailesi, araniz acik olsa da ayni ekmegi yiyip ictiginiz eski bir dostunuz geliyor akliniza... Acaba bir sey olmus mudur onlara? Tanidigiz kimseye bir sey olmamis. Oh tamam iyi. Iyi mi gercekten? 300 can gocuk altinda kalmis, 16 sehit verilmis, yuzlerce kisi bombayla bedeni ucurulmus... Iyi mi?!
Gitmissiniz ama Ruh haliniz o ayakkabisi delik, boylu boyunca uzanan Ermeni amcanin dedigi gibi güvercin ürkekliginde. Kilometrelerce uzakta olsaniz da...
New York Gezi Rehberi – Kalacak Yerler ve Havaalanı Ulaşımı
New York’a tatile gelenler için elzem bir konudan bahsedeceğim bugün.
Nerede kalacağız?
Tonlarca otel, hostel ya da tanıdığınız olabilir burada. Fakat ben size Craiglist’ten geçici ev bulmayı anlatacağım. Ondan önce de uçak bileti konusu var tabi. Siz siz olun New York’a gelmeden önce en uygun zamana bir karar verin. Çünkü Avrupa tatilllerine 50-60 Avro’ya bile gidilebiliyor kimi zaman ama New York’a öyle kolay değil bu iş. Eh ortada koca Atlantic var. Koca okyanusu geçmek öyle kolay değil. Avrupa üzerinden hop oradan oraya gitmeye benzemiyor.
Şahsen senede nereden baksanız en az 2 kez Türkiye’ye yolu düşen bir insan olarak bu bilet konusunda deneyimlerim oldu. Bana göre en uygun biletler yeni yıldan sonra yarı yıl tatilinden önceki döneme denk geliyor. Kısacası ocağın son haftası şubatın başı gibi bir şey diyebiliriz buna. Yine de siz Kayak.com‘dan ya da HitList (kurucu ortaklarından biri Türkmüş bu arada) gibi şu sıralar pek gözde olan bir uygulamadan yararlanabilirsiniz. Yapmanız gereken şey şu; gitmeyi planladığınız şehirlere bir nevi alarm oluşturuyorsunuz bazı bilet fiyatları belirleyerek. Gitmek istediğiniz şehre olan biletler o dönemde düşüyorsa sistemden size otomatik mail geliyor. Böylelikle uçak fiyatının en uygun fiyata olduğu bir sırada eğer işinizi gücünüzü ayarlayabiliyorsanız tabi tatil harcama kalemlerinden en fazla olanlarından uçak bileti konusunu hallederek gelmiş oluyorsunuz.
Nerede kalacağız?
Tonlarca otel, hostel ya da tanıdığınız olabilir burada. Fakat ben size Craiglist’ten geçici ev bulmayı anlatacağım. Ondan önce de uçak bileti konusu var tabi. Siz siz olun New York’a gelmeden önce en uygun zamana bir karar verin. Çünkü Avrupa tatilllerine 50-60 Avro’ya bile gidilebiliyor kimi zaman ama New York’a öyle kolay değil bu iş. Eh ortada koca Atlantic var. Koca okyanusu geçmek öyle kolay değil. Avrupa üzerinden hop oradan oraya gitmeye benzemiyor.
Şahsen senede nereden baksanız en az 2 kez Türkiye’ye yolu düşen bir insan olarak bu bilet konusunda deneyimlerim oldu. Bana göre en uygun biletler yeni yıldan sonra yarı yıl tatilinden önceki döneme denk geliyor. Kısacası ocağın son haftası şubatın başı gibi bir şey diyebiliriz buna. Yine de siz Kayak.com‘dan ya da HitList (kurucu ortaklarından biri Türkmüş bu arada) gibi şu sıralar pek gözde olan bir uygulamadan yararlanabilirsiniz. Yapmanız gereken şey şu; gitmeyi planladığınız şehirlere bir nevi alarm oluşturuyorsunuz bazı bilet fiyatları belirleyerek. Gitmek istediğiniz şehre olan biletler o dönemde düşüyorsa sistemden size otomatik mail geliyor. Böylelikle uçak fiyatının en uygun fiyata olduğu bir sırada eğer işinizi gücünüzü ayarlayabiliyorsanız tabi tatil harcama kalemlerinden en fazla olanlarından uçak bileti konusunu hallederek gelmiş oluyorsunuz.
New York’ ta Nereleri Gezip Görmeli
New York’taki 2. yılım doldu bile. Bu zaman kadar ne diye hiç yazmadım burası ile ilgili bilmiyorum. Sanırım ben içinde yaşadığım için gerek hiç duymadım buna.
Siz siz olun New York’a gelmeden önce mutlaka bir bilene danışın. Bu şehir para harcamanız için tasarlanmış gibidir. Eğer neyi nereden nasıl ucuza halledeceğinizi bilmiyorsanız çok fazla para harcayabilirsiniz.
Öncelikle nasıl bir turistsiniz? Buna cevap verelim bir kere.
Mesela lokal yemekleri yeyip sokakta insanlar nasıl yaşıyor’u merak edenlerseniz şimdiden valizinizin ilk parçası hazır olsun. Rahat birer pabuç.
Gecenin Şarkısı - Ben Gamlı Hazan
Bu geceki gecenin şarkısının yeri çok ayrı. Hikayesi de öyle...
Dinlerken hem duygulanıyorsunuz hem de biraz içinize işliyor sözleri doğrusu. Nasıl işlemesin ki hele de arkasında yatan hikayeyi duyunca.
Eh nasılmı vermiş işte sözlere dikkat.
Dinlerken hem duygulanıyorsunuz hem de biraz içinize işliyor sözleri doğrusu. Nasıl işlemesin ki hele de arkasında yatan hikayeyi duyunca.
Derler ki eski İstanbul hanımefendilerinden Melahat Pars Hanım 40-50 yaşlarında iken 20-25 yaşlarında bir delikanlıya mûsıkî dersi vermektedir. Haddeden geçmiş bir nezaketle ders veren Melahat Hanıma genç talebesi aşık olur. Çocuğun tavırlarından kendisine âşık olduğunu anlayan Melahat Pars Hanım o meşhur bestesiyle o gence bu işin olamayacağının mesajını vermiş.
Eh nasılmı vermiş işte sözlere dikkat.
Nihan Bora ile Gezi Üzerine Röportaj
Gezi kahramanımı anlatmıştım geçen yazımda. O kadar bahsetmişken kendisinden onu sizinle tanıştırmadan olmazdı sanırım.
Nihan'la iş sebebiyle tanışmıştım. Beraber çalışmaların ardından sosyal ağlarda ekledik birbirimizi.
Zaman içinde Nihan'ın ne kadar kültür sanatla dolu bir insan olduğunu keşfettim. Paylaşımları ya bir festival ile ilgili ya bir kitaptan bahsediyor ya da yine bir sanat etkinliğinden. Ha bir de sosyal duyarlılık paylaşımları var tabi. Bu paylaşımlar başka bir arkadaşın duvarındaki fotoğrafları paylaşarak yapılmıyor tabiki. Bizzat eylemine katılmış oradan fotoğrafını çekip çağrısını yapıyor... [2] [3]
Bazı insanlar vardır çok bir samimiyetiniz yoktur ama uzaktan uzağa o kişilere karşı büyük bir saygı duyar ve büyük bir zevkle bu insanları takip edersiniz. İşte Nihan da benim için o insanlardan biri.
Şimdi bir de onun gözüyle Gezi'ye ve olaylara bakmaya çalışmak istedim.
Betül Yıldız: Hepsinden önce sormak istediğim bir soru var. Bu olaylardan önce Gezi Parkı'na ne kadar sıklıkla giderdin? Ben açıkçası hemen her gün İstiklal'e giderdim İstanbul'dayken iki ya da üçtür Gezi Parkı'nda oturuşum. Hatta ilk gittiğimde ne kadar güzelmiş ya burası keşke daha fazla gelip otursak ya şurada demiştim kendi kendime. Demek istediğim bu bile tartışıldı bir ara. Kıymete bindi 2-3 ağaç demeye getirdiler sanki.
Nihan'la iş sebebiyle tanışmıştım. Beraber çalışmaların ardından sosyal ağlarda ekledik birbirimizi.
Zaman içinde Nihan'ın ne kadar kültür sanatla dolu bir insan olduğunu keşfettim. Paylaşımları ya bir festival ile ilgili ya bir kitaptan bahsediyor ya da yine bir sanat etkinliğinden. Ha bir de sosyal duyarlılık paylaşımları var tabi. Bu paylaşımlar başka bir arkadaşın duvarındaki fotoğrafları paylaşarak yapılmıyor tabiki. Bizzat eylemine katılmış oradan fotoğrafını çekip çağrısını yapıyor... [2] [3]
Bazı insanlar vardır çok bir samimiyetiniz yoktur ama uzaktan uzağa o kişilere karşı büyük bir saygı duyar ve büyük bir zevkle bu insanları takip edersiniz. İşte Nihan da benim için o insanlardan biri.
Şimdi bir de onun gözüyle Gezi'ye ve olaylara bakmaya çalışmak istedim.
Betül Yıldız: Hepsinden önce sormak istediğim bir soru var. Bu olaylardan önce Gezi Parkı'na ne kadar sıklıkla giderdin? Ben açıkçası hemen her gün İstiklal'e giderdim İstanbul'dayken iki ya da üçtür Gezi Parkı'nda oturuşum. Hatta ilk gittiğimde ne kadar güzelmiş ya burası keşke daha fazla gelip otursak ya şurada demiştim kendi kendime. Demek istediğim bu bile tartışıldı bir ara. Kıymete bindi 2-3 ağaç demeye getirdiler sanki.
Gecenin Şarkısı - Aslolan Aşktır
Gecenin Şarkısı bu sefer "Aslolan Aşktır"!
Sertab neler söylemiş dinleyin bakalım.
Sözleri aşağıda...
Susma konuşalım,
Dersen ona da evet
İster savaşalım
İster barışalım
Sertab neler söylemiş dinleyin bakalım.
Sözleri aşağıda...
Susma konuşalım,
Dersen ona da evet
İster savaşalım
İster barışalım
Depeche Mode vs. Dior! Secret Garden 2- Versailles'
Bugünlerde reklamlara takmış olabilirim. Ford'un iğrenç reklamlarından sonra Fiat yüzümü güldürmüştü ki son 1 aydır yazısını yazmak isteyip yazmadığım Christian Dior reklamına sonunda sıra geldi.
Bu reklamda yine Hulu Plus'ta karşıma çıktı. Hatta şaşırdım bile. Normalde Hulu'nun target yaparak reklamları çıkarması lazımdı. Sanırım reklam Lost izlerken filan çıktı karşıma. :D Pek kel alaka bir hedef kitle belirlemesi geldi zira reklamın sıklığı fazla değil.
Bu reklamda yine Hulu Plus'ta karşıma çıktı. Hatta şaşırdım bile. Normalde Hulu'nun target yaparak reklamları çıkarması lazımdı. Sanırım reklam Lost izlerken filan çıktı karşıma. :D Pek kel alaka bir hedef kitle belirlemesi geldi zira reklamın sıklığı fazla değil.
The British are Coming... Wait The Italians are Coming :)
Bilen bilir tam bir Fiat 500 fanatiğiyimdir. Bazı insanlar nasıl Vosvoscuysa ben de Fiat 500'cüyüm. Özellikle 2007'de Fiat 500'ün 50. yılı sebebiyle çıkarılan yeni nesil Fiat 500'lerde İnci Beyazı olan benim favorim.
Fiat 500 sadece bir araba değil aslında İtalyanlar için. Bu araba savaş sonrası İtalya'nın ekonomisine büyük katkıda bulunmuş, İtalya'nın kurtarıcısı, şehir arabalarının ilk örneklerinden biri. Öyle ki kitabı bile var. O dönemde Avrupada en çok satılan arabalardan biri. Avrupanın eski şehirlerinin, dar sokakları için birebir ve çekirdek aileler için tam bir gezi aracı. Yeni tasarımıyla da Fiat markasının genç ve dinamik yüzü. Bence Fiat çok mantıklı bir hamleyle Fiat 500'ü yeniden üretme kararı almış. İyiki de almış. :)
Fiat 500 sadece bir araba değil aslında İtalyanlar için. Bu araba savaş sonrası İtalya'nın ekonomisine büyük katkıda bulunmuş, İtalya'nın kurtarıcısı, şehir arabalarının ilk örneklerinden biri. Öyle ki kitabı bile var. O dönemde Avrupada en çok satılan arabalardan biri. Avrupanın eski şehirlerinin, dar sokakları için birebir ve çekirdek aileler için tam bir gezi aracı. Yeni tasarımıyla da Fiat markasının genç ve dinamik yüzü. Bence Fiat çok mantıklı bir hamleyle Fiat 500'ü yeniden üretme kararı almış. İyiki de almış. :)
Benim Gezi' deki Kahramanım
Herkes konuştu. Herkes kendince fikrini paylaştı. Birikmişlik vardı pek çoğumuzda. İsyan, şaşkınlık, umut, harekete geçmenin verdiği canlılık vardı sözlerimizde, eylemlerimizde, duruşumuzda...
Bir süredir takip etmiyorum olayları, olaylardan sonra olanları. Sebebi uzak olmak belki de, uzakta olup elinden bir şeyler gelememesi. Hatırlıyorum da olayların en sıcak günlerini Twitterda kimseden twit gelmeyince deli olmuştuk Fatih'le. En sonunda baktık 7 saat farkla birlikte uyuyamaz hale geldik burada.
Bir süredir takip etmiyorum olayları, olaylardan sonra olanları. Sebebi uzak olmak belki de, uzakta olup elinden bir şeyler gelememesi. Hatırlıyorum da olayların en sıcak günlerini Twitterda kimseden twit gelmeyince deli olmuştuk Fatih'le. En sonunda baktık 7 saat farkla birlikte uyuyamaz hale geldik burada.
Sonra karar verdik artık çok fazla karıştırmayacaktık interneti. Ne kadar dayanabilirsek artık. Bütün arkadaşlarımız hemen hemen her gece sokağa çıkıyordu hakkını aramak için. Acaba birine bir şey olur mu diye endişeyle beklemek, burada uzakta beklemek ve hiçbir şeyin elden gelmemesi ne kadar kötüydü.
Ford ve Aptal Tv Reklamları
Uzun süredir televizyon adına Hulu kullanıyoruz. Hulu'da izlediğimiz bazı diziler var onları bu şekilde takip etmek daha kolay oluyor. Hulu Plus için ayda 9,99 dolar ödemeniz gerekiyor. Hulu'da Lost, The IT Crowd, Heroes, Desperate Housewives, Glee gibi eski dizileri Smash, Mitresses, Master Chef, SNL gibi devam eden programları bulabilirsiniz. Bu durumda ayda 9,99 dolar oldukça uygun görünüyor.
Neyse sorunumuz Hulu'daki programlar değil Hulu da bu programları izlerken milyon kere maruz kaldığınız reklam filmleri. Bunlardan en iğrençleri de nedendir bilmiyorum Ford Reklamları oluyor.
En son izlediğim 3 reklamında uzay ve uzaylılar temasını işleyen Ford'un probleminin ne olduğunu merak ediyorum.
Neyse sorunumuz Hulu'daki programlar değil Hulu da bu programları izlerken milyon kere maruz kaldığınız reklam filmleri. Bunlardan en iğrençleri de nedendir bilmiyorum Ford Reklamları oluyor.
En son izlediğim 3 reklamında uzay ve uzaylılar temasını işleyen Ford'un probleminin ne olduğunu merak ediyorum.
Gecenin Şarkısı - Nazende Sevgilim
Sözleri o kadar güzel ki.
Bu güzel akşama da yine Ezgi'nin Günlüğü bu şarkıyla eşlik etsin bakalım.
Bu güzel akşama da yine Ezgi'nin Günlüğü bu şarkıyla eşlik etsin bakalım.
Yok Böyle İcat: Never Wet
Yok böyle bir şey.
Adıyla müsemma bir ürünle tanışacaksınız, Never Wet. Tam bir çılgınlık. Videoyu izleyince heyecanımı çok daha iyi anlayacaksınız ama bu ürünü kullandığınızda elbiseniz, bez ayakkabınız, telefonunuz ıslanmıyor.
Benim videodan anladığım bu ürünü kullandığınız eşya neyse onun üzerinde kaygan bir yüzey oluşuyor sanki ve üstüne dökülen her ne ise eşyanızın dokusuna tutunmasını engelliyor.
Çikolata soso ya da hardal kesinlikle leke oluşturmuyor.
Boş bir karton kutuun içine Never Wet kullanın ve içinde biralarınızı ve poşet poşet buzlarınızı koyup ev yapımı buzdolabı edinin. Devamı aşağıdaki videoda. İzleyin bayılacaksınız bu ürüne.
Adıyla müsemma bir ürünle tanışacaksınız, Never Wet. Tam bir çılgınlık. Videoyu izleyince heyecanımı çok daha iyi anlayacaksınız ama bu ürünü kullandığınızda elbiseniz, bez ayakkabınız, telefonunuz ıslanmıyor.
Benim videodan anladığım bu ürünü kullandığınız eşya neyse onun üzerinde kaygan bir yüzey oluşuyor sanki ve üstüne dökülen her ne ise eşyanızın dokusuna tutunmasını engelliyor.
Çikolata soso ya da hardal kesinlikle leke oluşturmuyor.
Boş bir karton kutuun içine Never Wet kullanın ve içinde biralarınızı ve poşet poşet buzlarınızı koyup ev yapımı buzdolabı edinin. Devamı aşağıdaki videoda. İzleyin bayılacaksınız bu ürüne.
Bir Starbucks Reklamı
Amerikaya geldiğimden beri severek izlediğim bir şov var, Saturday Night Live. SNL, özellikle New York'da fenomen. Nasıl olmasın ki. Öyle bir şov düşünün ki skeçlerinden filmler ortaya çıksın, (15 kadar film SNL skeçlerinden uyarlanmış.)11 Ekim 1975'ten beri yayın hayatı devam etsin ve tanıdığımız dünyaca ünü pek çok komedyen bu şovla adını duyursun. SNL mutfağından çıkma isimlere gelecek olursak, Chevy Chase, Bill Murray, Eddie Murphy, Billy Crystal, Robert Downey Jr., Ben Stiller, Mike Myers, Adam Sandler, Will Ferrell, Jimmy Fallon ve daha kimler kimler.
Genellikle gündeme değinen, siyasileri hicveden, reklamlarla dalga geçen, kısacası o dönemde çevrenizde ne varsa sizi güdürecek SNL'de de bir skeçi olması muhtemel. Ayrıca dünyaca ünlü film yıldızları, müzisyenler ve bazı bağımsız müzik toplulukları her hafta starring guest olarak SNL' e katılıyor.
Bu yazının sebebi ise aslında SNL tarafından çekilen aşağıdaki Starbucks Verismo reklamı.
Genellikle gündeme değinen, siyasileri hicveden, reklamlarla dalga geçen, kısacası o dönemde çevrenizde ne varsa sizi güdürecek SNL'de de bir skeçi olması muhtemel. Ayrıca dünyaca ünlü film yıldızları, müzisyenler ve bazı bağımsız müzik toplulukları her hafta starring guest olarak SNL' e katılıyor.
Bu yazının sebebi ise aslında SNL tarafından çekilen aşağıdaki Starbucks Verismo reklamı.
New York'ta Simit Keyfi
An itibariyle sahuru bekliyoruz New York semalarında. İlk sahurda soframızı bir Türk gururu olan simitle şenlendireceğiz.
Dün her zamanki gittiğim kütüphaneden farklı bir yere gtmek istedim. Batı yakasındaki Lincoln Center'ın arkasındaki başka bir şubesi bulunan New York toplum kütüphanesinin yolunu tutttum bu kez. Fatih yüzlerce kez bu kütüphanenin sandalyelerinin çok rahat olduğunu anlatmıştı. Nitekim ben başka bir kütüphane girişinden girmiş olmayım onun bahsettiği yerde değildim bugün kesinlikle.
Neyse eve dönmeden aklıma bizim simitçinin batı yakasında olduğu ve benim de aynı yerde olduğum gelince hemen Google haritama sarılıp tam yerini öğrendim. Ben 66'daydım. Simit&Simith de 72'de. Sadece 6 blok fark ve yuppieahh!!!
Brooklyn'de bir Köfte Ziyafeti
Sadi Tekin'i bilen bilir. Kendisi tam bir köfte fanatiği. Üstelik çok da güzel yapıyormuş. Dünkü köfte partisi vesilesiyle öğrenmiş bulundum.
Dün, Willimburg civarlarında Fada'daydık. Aslında Fransız restaurantı olan sahipleri çok güzel bir iş çıkarmış. Ben birden fazla farklı bölmesi olan cafeleri restaurantları oldum olası çok sevmişimdir. Fada 'da aynen bu şekilde. Bir bar, bir bahçe alanı, bir koridorumsu ama masaların olduğu geçiş alanı ve bir de daha genişçe olan yine barı olan ana restaurant kısmı.
Fransız restaurantında Türk köftesi ne alaka diyenlere cevabımız mekanın sahiplerinin Türk olması olacak tabiki. Dahası dünkü lezzetli köfte partisinin 2. kez düzenlenmesi. Sadi' nin ne kadar başarılı köfte yaptığına dün bizzat şahit olduk.
Dün, Willimburg civarlarında Fada'daydık. Aslında Fransız restaurantı olan sahipleri çok güzel bir iş çıkarmış. Ben birden fazla farklı bölmesi olan cafeleri restaurantları oldum olası çok sevmişimdir. Fada 'da aynen bu şekilde. Bir bar, bir bahçe alanı, bir koridorumsu ama masaların olduğu geçiş alanı ve bir de daha genişçe olan yine barı olan ana restaurant kısmı.
Fransız restaurantında Türk köftesi ne alaka diyenlere cevabımız mekanın sahiplerinin Türk olması olacak tabiki. Dahası dünkü lezzetli köfte partisinin 2. kez düzenlenmesi. Sadi' nin ne kadar başarılı köfte yaptığına dün bizzat şahit olduk.
Gezi'ye Bir Destek de New York' tan!
Burada bilgisayar başında oturup orada hiçbir şey yapamamak beni çıldırtıyor.
Elimden bu geldi.Umarım orada bulunan sizlere birazcık olsun moral olur. Yalnız değilsiniz. Ne kadar uzakta olsak da aklımız sizlerle.
Kısık sesinizden bir çığlık oluşuyor, emin olun buna.
Hepinize teşekkür ederim.
Elimden bu geldi.Umarım orada bulunan sizlere birazcık olsun moral olur. Yalnız değilsiniz. Ne kadar uzakta olsak da aklımız sizlerle.
Kısık sesinizden bir çığlık oluşuyor, emin olun buna.
Hepinize teşekkür ederim.
Gecenin Şarkısı - Eksik Bir Şey mi Var?
Genenin Şarkısını uzun zamandır yazmıyordum. Bu gecenin şarkısı, Yalan Dünya dizisinin çatlak Eylem'i, fenomeni Vasfiye Teyzesi olan Gonca Vuslateri ve Beyazıt Öztürk'ten. Aslında Ezgi'nin Günlüğü'nden bildiğiniz Eksik Bir Şey mi Var?
En Yumuşak Türk Sanat Müziği Şarkıları
Merhabalar,
Bugün aklıma Türk Musikisinden en zarif bulduğum parçaları sizinle paylaşmak geldi. Beni tanıyanlar bilirki tam bir Türk Sanat Müziği aşığım. Dinlemekle kalmayıp bilmediğim şarkılar öğrenip onları söylemeye de çalışırım. Kulaktan tabiki. Ne yazıkki yok bir eğitimim. Konuya dönecek olursak zarif olmayan Türk Sanat Müziği var mı diyebilirsiniz. Tabiki öyle düşünmüyorum. Zariften kastım burada aslında şarkının yumuşak bir sese ve müziğe sahip olması, dinleyince efkardan ziyade huzurla dolmanızı sağlaması diyebilirim.
İşte benim zarif şarkılarım;
1- Mazi Kalbimde Bir Yaradır: Bu şarkının aslında bu versiyonunu çok seviyorum ben. Cumhuriyetimizin 75. yılı için yapılan konserde kayda alınmış. Batı ve Türk enstrümanlarıyla ne kadar güzel bir kompozisyon çıkarmışlar. Şarkı, Dilek Türkan Aktaşoğlu' na aşık olma sebeplerimden. Şarkının önemli bir yanı da var ki müzik tarihimizin ilk tangosu olması. Necdet Rüştü Efe Tara'nın yazdığı, Necip Celal Andel'in 1928 yılında bestelediği şarkı ilk defa 1932 yılında Seyyan Hanım tarafından seslendiriliyor. Aynı adla bir de dizi filmimiz oldu TRT-1'de yayınlanan. Şarkıcı çocuk Özgür'le Ezel'den bildiğimiz Sedef Avcı başrollerdeydi. Fena değildi aslında ama nedense diziyi erken bitirdiler.
Bugün aklıma Türk Musikisinden en zarif bulduğum parçaları sizinle paylaşmak geldi. Beni tanıyanlar bilirki tam bir Türk Sanat Müziği aşığım. Dinlemekle kalmayıp bilmediğim şarkılar öğrenip onları söylemeye de çalışırım. Kulaktan tabiki. Ne yazıkki yok bir eğitimim. Konuya dönecek olursak zarif olmayan Türk Sanat Müziği var mı diyebilirsiniz. Tabiki öyle düşünmüyorum. Zariften kastım burada aslında şarkının yumuşak bir sese ve müziğe sahip olması, dinleyince efkardan ziyade huzurla dolmanızı sağlaması diyebilirim.
İşte benim zarif şarkılarım;
1- Mazi Kalbimde Bir Yaradır: Bu şarkının aslında bu versiyonunu çok seviyorum ben. Cumhuriyetimizin 75. yılı için yapılan konserde kayda alınmış. Batı ve Türk enstrümanlarıyla ne kadar güzel bir kompozisyon çıkarmışlar. Şarkı, Dilek Türkan Aktaşoğlu' na aşık olma sebeplerimden. Şarkının önemli bir yanı da var ki müzik tarihimizin ilk tangosu olması. Necdet Rüştü Efe Tara'nın yazdığı, Necip Celal Andel'in 1928 yılında bestelediği şarkı ilk defa 1932 yılında Seyyan Hanım tarafından seslendiriliyor. Aynı adla bir de dizi filmimiz oldu TRT-1'de yayınlanan. Şarkıcı çocuk Özgür'le Ezel'den bildiğimiz Sedef Avcı başrollerdeydi. Fena değildi aslında ama nedense diziyi erken bitirdiler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








